Hayat Sağlık Vakfı Başkanı Dr. Ahmet Özdemir ile kahvaltı

{{ '2013-04-26 10:51:40' | moment }}

Bu ay İVEK Derneği aylık kahvaltı konuğumuz Hayat Sağlık Vakfı Başkanı Dr. Ahmet Özdemir ile eczacılık ve genel sağlık sektörü üzerine konuştuk.

Gerçekleştirdiğimiz sohbetimizden kısa notlar:

Şehzade III. Mehmet’in sünnet düğünü 43 gün şenliklerle kutlanmış. Bu şenliklerde tarihte sağlıkla ilgili 3 çeşit meslek grubu geçiyor. Birincisi elinde bir havanla bitki öğüten eczacı grubu, ikincisi ve üçüncüsü ise gözcüler ve dağlayıcılardır. O zamanın bilimi ışığında düşünüldüğünde eczacılık nosyonu genel tababetin mütemmim bir cüzü gibi duruyor. Doktorun yanındaki bir yardımcı sağlık elemanı gibi değil bilfiil şifaya sebep olan bir konumda yer alıyor.

 

Modernite eczacılığı tıbbın biraz daha yanına çekti. Her ne kadar meslek erbabı olarak varlığını sürdürse de tedavi edici özelliğinden sıyrıldı. Doktorun yazdığı ilacı veren edilgen bir pozisyona çekildi. Şimdilerde eczanelerde majistral dolapları dahi kalmadı. Türkiye’deki eczacıların %90’ı özellikle son 3 yılda hiç majistral yapmamıştır diye oranlayabiliriz.

iki.jpg

 

Cerrahide robot üretimi üzerine çalışan bir arkadaşımız var. İnsan eli 270 derece dönebilirken robotun eli 450 derece dönüş yapabiliyor. Özellikle kanserli dokularda daha iyi kesiler elde ediyor. Üstelik mikroskop altında çalıştığı için damar ve sinirlere de zarar vermiyor. Bu işlemler neticesinde ise çok ciddi bir para talebi söz konusu. Şimdi düşünüyorum bir elektrikçi de aynı mantıkla çalışıyor. Üzerinde çalıştığı, tamir edeceği devrelerde kablolara daha az zararı vererek daha başarılı bir operasyon geliştirmeye çalışıyor. Bir elektrikçi bu hizmetin karşılığında 2.000 lira alıyorken diğer taraftan kazanılan para belki 100.000 lirayı buluyor.

 

Eczacılarda kendilerini ilerletmedikleri sürece halk ekmek büfeleriyle aynı konumda durmaktadırlar. Müşteri halk ekmek büfesinden patatesli ekmek istiyor ve bunu da alıp gidiyor. Aynı döngüyü eczanede de görüyoruz. Eczacı hangi rafta hangi ilaç var bilgisinden öte bir bilgiye sahip olmalıdır. Halk ekmek büfesini işleten bir kimse aylık 1.000 lira kazanıyorsa aynı durumda olan eczacının fazlasını hak ettiğini kim söyleyebilir? Medeniyetin dayattığı bir eczacılık uygulaması var. Bu da devam ettiği sürece eczacıların kazançları gittikçe düşecek diyebilirim.

uc.jpg

 

Genel ekonomi düşünüldüğünde tüketimin sürekli büyümesi lazımdır. Tüketimi kişilerin kazandığı paralar belirlememektedir. İnsana harcayabileceği fazla para verildiği zaman birikime yönelmektedir. Bu da tıkanıklığa sebep olmaktadır. Eczacı da eline geçen parayı spekülatif ekonomiyi büyüten bir yerde kullanıyor. Eczacılar kendi durdukları yeri değiştirmezse gidişat değişmez.

 

Yüksekokul okumak geçmişte önemli bir ayrıcalıktı. Bugün yüksekokul anlamını yitirdi. Artık standart iki master iki lisans gibi duruyor.

 

Eczacılar birinci aşamada sağlık danışmanlığı noktasında çıkış yapmalılar. İkinci aşamada sorumlu sağlıkçı kademesine yükselmeliler. Eczacılığın genel tıbba dağıtılması lazımdır. Gelen hastanın MR’ını aynı hastane içinde çekebiliyorsam, testlerini o binada uygulayabiliyorsam, kutu bazında değil ama doz bazında ilacını da o bina içinde verebilmem lazımdır.

 

İVEK Özel Haber

İVEK © 2016   /   Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
0212 4106040 bilgi@ivek.org.tr

Merkez Mahallesi Esenler Cd. 5/1 Sk.
No: 10/110 Bağcılar/İSTANBUL