Bezm-i Âlem Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gülaçtı Topçu ile Kahvaltı

{{ '2013-04-01 14:28:50' | moment }}

İlaç Ve Eczacılık Kurumu Derneği’nin geleneksel aylık toplantıları 27.03.2013 tarihinde yapıldı.

 

 

Bu toplantıdaki konuğumuz Bezm-i Âlem Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gülaçtı Topçu idi.

Toplantıda Topçu ile bir araya gelen eczacılarımız, Dünyada ve Türkiye’de Eczacılık eğitimi hakkında ve eczacılık mesleğinde yaşananlar üzerine fikir alışverişinde bulundular.

Bu görüşmede aldığımız bazı bilgiler şunlardır:

 

Teknoloji geliştikçe eğitimin değişmesi lazım

Bir akademisyen ve dekan olarak, eczane eczacılığı tecrübem bulunmuyor. Siz eczane eczacılarından fikir almak da biz eğitimciler açısından bu sebepten dolayı çok önemlidir. Uzun zamandan beri birçok eczacılık fakültesinde eğitim aynı şekilde sürdürülüyor. Teknolojinin geliştiği bir yerde eğitimin aynı kalması esasen iyi bir şey değildir.

20130327_084411.jpg

Amerika’da klinik eczacılık süreci yıllar önce başlamıştı

Amerika’ya gittiğim dönemde 25 yılı aşkın süre önce orada klinik eczacılık başlamıştı. Şu anda tüm Amerika’da eczacılık eğitimi klinik eczacı yetiştirmek üzeredir. Klinik eczacının görevi hastanede doktora ilaç danışmanlığı yapmaktır. Her gün yeni çıkan bir sürü ilaç var ve bunu doktorun takip etmesi gittikçe zorlaşıyor. Mesela son zamanlarda gündemde farmakogenom diye bir kavram var. Bu yöntemle her hastaya farklı tedavi yöntemleri ve ilaçlar yol haritaları çiziliyor. Bunların takibinin hepsini doktorun güdümüne veremeyiz. Amerika’da öğrenci birinci sınıftan itibaren doktor ile vizite çıkarılıyor. Hatta bazı tiyatro okulları ile anlaşmalar yapılmış ve derslerde gelip hasta rolü yaptırıyorlar. Hocalar öğrencinin hasta rolündeki kişiyle diyalogunu inceliyorlar.

Doktorların klinik eczacıyı kabul etmeleri zor olabilir

Doktorların öncelikle klinik eczacı durumunu kabul etmeleri elbette zorlanacakları bir durumdur. Eczacı benim işime nasıl karışır diye düşünülecektir.

 

Dünya artık ihtisaslaşma üzerine ilerliyor

Avrupa’da ilaçlar üzerine ayrı ayrı ihtisaslaşmak mümkündür. Onkolojik ilaçlar, kardiyovasküler ilaçlar, fitoterapötik ilaçlar gibi alanlardan bahsedebiliriz. Bir eczacı temel eğitiminden sonra bu alanlar üzerine uzmanlaşır. Artık dünyada her alanda spesifikleşme gündemdedir. Dünyanın herhangi bir yerinde bir seminerde konuşmacıya hafif alanı dışında bir soru sorsanız, size ‘ben bilmiyorum’ der. Tabi Türkiye için durum biraz daha farklı. Biz de bilmiyorum demek ayıp bir şey olarak algılanıyor.

Hastane eczacıları donanımlarını arttırmalıdır

Amerika’daki kadar olamasa da belki, biz de ülkemizde klinik eczacılığı oturtmalıyız. Özellikle hastanede çalışan hastane eczacıların durumunda bir düzeltme yapmak lazımdır. Zira hastane eczacıları ikinci sınıf sağlık çalışanı olarak algılanıyor. Ancak şu da var ki hastane eczacısının da kendini donatmış olması gerekir. Eczacı donanımlı olursa doktorlar da bunun farkına varacaktır ve gerekli saygıyı gösterecektir.

Klinik eczacılık uygulaması için doktora yakın olmak şart

Avrupa’da her yerde klinik eczacılık geçerli değildir. Klinik eczacılık yapabilmek için de ayrı bir gereklilik vardır. O da şudur ki, doktorun yakınınızda olması gerekir. Biz Bezm-i Âlem Üniversitesi olarak bu konuda şanslıyız. Marmara Üniversitesi de hakeza bu konuda doktoraya başlamak üzeredir.

Gereksiz ezberden arınmayı hedefliyoruz

Bizdeki eğitimde var olan gereksiz kitabi eğitim metodu değiştirilmelidir. Bu kitabi bilgiler doktora düzeyinde ele alınabilir. Ben kendi fakültemde özellikle farmasötik teknoloji kısmını vurgulamak istiyorum. Ayrıca fitoterapi sertifika programları açmak istiyorum.

İlaç sektörüne eczacılar sahip çıkmalıdır

İlaç sektörüne sahip çıkmalıyız. İlaç şu anda her bakımdan kimyacıların elindedir. Sentezinden diğer tüm basamaklara kadar bunu böyle düşünebiliriz. Hatta son yıllarda farmasötik teknoloji alanında dahi kimyacıları görmeye başladık. Tabi ki multidisipliner bir grubun olması iyi olabilir. Bu hususta bir ilaç firması en az 70 farklı disiplinden insanı çalıştırmak zorundadır.

 

Benim için bitkisel ürünün bilimsel kanıtlanmışlığı önemli

Bizim doğal kaynaklarımız çok zengindir. Eskinden ben de bitkisel ilaçlara koca-karı ilacı gözüyle bakardım. Şu da var ki standardize olmamış ürünlere hala bu gözle bakıyorum. Bütün etkileri incelenmiş, güvenilirliği saptanmış, standardize edilmiş bitkisel ilaçları ise önemsiyorum. Bitkilerden elde edilen maddeler de ayrıştırılıp kullanılabilir. Doğa bize beni araştır ve bendeki cevheri bul diyor. Bitkilerden etken maddeleri saf olarak elde edebilirsek ne güzel olur. Ancak bazen bitkinin içerdiği birden fazla maddeyle gösterdiği sinerjist etkiyi de göz ardı etmemek gerekir. Zira fitoterapinin de esprisi zaten budur.

20130327_084616.jpg

Kimyasal sentez doğal elde yönteminden daha makul olabilir

Doğal yolla madde eldesi saf madde sentezinden daha büyük tehlikelere neden olabilir. Örneğin 1.kg taksol elde edebilmek için tonlarca ağaç yıkmak gerekebilir. Bu nedenle kimyasal elde daha avantajlı ve pratik olabilir.

Biyoteknoloji ve doğal ürünler kimyasında yüksek lisans programı açtık

Biyoteknoloji ve doğal ürünler kimyası üzerine yüksek lisans programı açtık. Bezm-i Âlem Üniversitesi olarak doktora programına da başvurduk ancak YÖK daha çok yenisiniz dedi. Haklı olarak biraz gelişip donanımı sağladıktan sonra doktora için başvurmamızı uygun olacağını bildirdiler.

Eczane eczacılarına mesleki bilgilerini ölçmek için bir sınav düşünülebilir

TEB’in akademik toplantısında eczacıların belli sürelerle sınava tabi tutulması gündemdeydi. Ancak eczacılar buna pek sıcak bakmadılar. Şunu da belirtmek gerekir ki bu sınav uygulaması kötü bir şey değildir. Her ne alanda olursa olsun meslek sahibi kişilerin düzenli olarak bilgilerini güncellemeleri gerekmektedir.

 

Ayşe Esra GÜLER

 

İVEK © 2016   /   Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
0212 4106040 bilgi@ivek.org.tr

Merkez Mahallesi Esenler Cd. 5/1 Sk.
No: 10/110 Bağcılar/İSTANBUL