Prof. Dr. Tayfun UZBAY ile Enine Boyuna Alzheimer

{{ '2013-12-21 14:18:35' | moment }}

Genç İVEK'ten Mustafa Melikoğlu'nun “Agmatin ve Şizofreni: Bir Patent Hikayesi” seminerinden sonra hocamızla röportajı

 

Prof. Dr. Tayfun UZBAY; Üsküdar Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölüm başkanıdır. İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi'nden mezun olan hocamızın, Fatih Üniversitesi'ndeki bir seminerine katıldım. “Agmatin ve Şizofreni: Bir Patent Hikayesi” Agmatinle ilgili Dünya'da ses getiren çalışmalarını detayıyla dinleme fırsatı bulduk. Benim de İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi öğrencisi olduğumu öğrenince büyük bir şefkatle ve ilgiyle yaklaşarak, detaylı ve katkısı büyük cevapları ile röportajımız için vakit ayırdı. Hayatımda gördüğüm en mütevazi hoca diyebileceğim kıymetli hocamıza, tüm saygımla teşekkür ediyorum.

Ve tabi, seminere ve röportaja vesile olan Fatih Üniversitesi BİNOTEK Kulübü'ne ayrıca teşekkür ediyorum.

 

1-) Yaşlılarda görülen bunama ile alzheimer aynı şey midir? Değilse farklılıkları nelerdir?
Alzheimer aslında bir bunamadır, fakat her alzheimer bir bunama değildir. Alzheimer, bunamaya göre bir takım farklı özellikler sergiler. Çok ağır bir tablodur. Alzheimer hastası evinde, tuvaletin yerini dahi unutabilir. Evinin adresini unutabilir. Böyle aşırı sonuçlar oluşur. Nasıl anlaşılır derseniz gelişmiş teknolojiler var. MR teknolojileri var. Ayrıca beyinde oluşan sinir plaklar meselesi var. Ama son zamanlarda yapılan çalışmalar şunu gösterdi, sinir plaklarını (alzheimera özgü olan beyinde görülen plakları) tamamen ortadan kaldıran ilaçlar alzheimerın ilerlemesini durduramadı. Sinir plaklar alzheimer olduğuyla ilgili önemli bir gösterge ama sadece bunun üzerinden yürümüyor. O yüzden alzheimer için "şunu görmek alzheimerdır" demek kolay değildir. Hastalık ilerledikçe ve semptomlar ağırlaştıkça tam ortaya çıkar. Ama şunu unutmamakta fayda var, her bunama bir alzheimer değildir. Yaşa bağlı olarak beyin fonksiyonlarında yavaşlamalar oluyor, bunlar doğal yavaşlamalardır. Bazen abartıya da kaçabiliyor fakat alzheimer farklı bir olgudur.

2-)Alzheimer genetik midir?
Alzheimerda genetik yatkınlık, diğer tüm hastalıklarda olduğu gibi söz konusudur. Ancak %100 diyemiyoruz. Yakınlarında alzheimer olan birinde mutlaka alzheimer olacak diye bir kural yok. Ama yakın akrabalarında alzheimer varsa, risk yükselir. Bu sebeple, yakın akrabalarında alzheimer olan kişilerin ileriki yaşlarda daha dikkatli olması ve kontrolden geçmesi gerekir. Kognitif alanda kendini geliştirmiş özel uzmanlığı olan nörologlar, basit nörolojik muayenelerle hastalığın olup olmayacağını yahut başlangıç aşamasında bunun alzeimer olabileceğini tahmin edebiliyorlar. Buna yönelik tedaviye yönelebiliyorlar ve tedaviye erken başlamak hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor.

3-) Alzheimera yakalanmak kaçınılmaz bir son mudur? Bu hastalığı engellemek için şimdiden yapılabilecek aktiviteler nelerdir?

Egzersiz beyin için önemli bir ilaçtır. Kesinlikle düzenli egzersiz yapmak gerekir. Haftada en az 3 gün 45 dakikadan fazla tempolu yürümek, hareketli olmak, tekdüze bir hayat yaşamamak, zihni sürekli canlı tutacak şekilde okumak-bulmaca çözmek veya zihinle ilgili yoğun faaliyet içinde bulunmak alzheimera karşı iyi gelebilecek ve koruyucu olabilecek şeylerdir. Bunun yanında beslenmenin de tabi ki katkısı var. Organik beslenmek, Omega-3 ağırlıklı beslenmek, katkı maddeli yiyeceklerden uzak olmak, obez olmamak gibi etkenler alzheimera karşı çok önemli.

4-) Alzheimera insanların kullandığı ilaçların etkisi nelerdir ?

Beyinde septum ve hippocampus arasında bir sinir ağı olan septo-hippocampal yolak dediğimiz bir yolak vardır. Burada nörotransmitter olarak asetilkolin görev yapıyor ve bunun özellikle hippocampus bölgesi beynin anıları hatırlama ve depolama merkezidir. Burası birçok duysal olayla doğrudan ilişkilidir. Bu septo-hippocampal bölgenin hasara uğraması, kolinerjik iletimin yavaşlaması, hafızayı çok olumsuz yönde etkiliyor. Bu sebeple -kolinerjik aktiviteyi azaltan (antikolinerjik) ilaçlar - hafıza üzerine olumsuz etkilere sebep olmaktadır. Zaten bu ilaçları alzheimer hastasına veremezsiniz. Bunlar kontrendikedir ve tabloyu daha da kötüleştirir. Orta yaş ve üzerindeki insanlarda bu tür ilaçların sürekli kullanılması, eğer hastalık riski varsa, hastalık üç beş sene sonra ortaya çıkacaksa bunu önceleyebilir, ortaya çıkmasını kolaylaştırabilir. Veya alzheimerın başladığı bir hastada mevcut tabloyu daha da ağırlaştırabilir. Ama genç ve alzheimer belirtileri göstermeyen birinin antikolinerjik ilaçları belirli sürelerde kullanmasında sakınca yoktur.

Yaşlılar ve orta yaşılar için önemli sorunlardan biri kolestrolün düşürülmesidir. Bu kolestrol düşürücü ilaçların hafıza üzerine ciddi etkileri olduğunu biliyoruz. Şu an kullanılan birtakım kolestrol düşürücü ilaçlar var. Bunların bilinçsiz ve uzun süreli kullanımı hafızayı çok olumsuz yönde etkileyebiliyor. O yüzden bu ilaçların, kolestrolü sınırda olan insanlarda peynir-ekmek gibi kullanılması son derece sakıncalıdır. Bu insanları egzersize ve diyet gibi başka birtakım yollara yöneltmek lazımdır. Hemen ilaçları kullanmamak gerekir. İlaçlar kullanılıyorsa da bu kişilerin bir nörolog kontrolünde olması gerekir. Belirli aralıklarla testler yapılması gerekebilir veya ilaç takibi yapılabilir. Kolestrol düzeyi düşürüldükten sonra bir süre ara verilmesi gerekebilir. Tabi bu popüler ve ilginç bir konudur. Bazı insanlar çıkıp hiçbir şekilde kolestrol ilaçlarının kullanılmaması gerektiğini söylüyor. Bu da yanlıştır. Eğer kişinin ailesel (genetik) kolestrolü varsa veya kolestrol düzeyi 350'lerin üzerindeyse kesinlikle bunun düşürülmesi gerekiyor. 

5-)Alzheimer hastası ilaçlarını düzenli kullanırsa, hastalık ne kadar yavaşlatılabilir?

Bununla ilgili çok spekülatif bilgiler var. Bazı ilaçların hastalığı yavaşlattığını söyleyenler var. Genel analiz yaparsak, evet bunların yavaşlatıcı bir etkisi var ama alzheimer başladıktan sonra ilaca başlamanın yavaşlatıcı etkisinden çok, alzheimer başlamadan önceki erken dönemlerde ilaç kullanmaya başlamak geciktirici etkiye neden olur. Alzheimer başladıktan sonraki dönemlerde ilaç kullanımı, hastalığın yavaşlamasına çok az katkı sağlıyor.

6-)Alzheimerin semptonlarına değinebilir miyiz?

Alzheimer hastaları hatırlayamadıklarından maalesef birçok durumda agresif olabiliyorlar. Bazılarında psikotik belirtiler de ortaya çıkabiliyor; hayaller görebiliyorlar, hezeyanları olabiliyor. Çok defa bu belirtiler karıştırılabiliyor; çünkü yaşlılığa bağlı depresyon, yaşlılığa bağlı bir takım psikotik belirtiler ortaya çıkabiliyor insanlarda. Bunlar alzheimerın yan semptonları olarak düşünülebilir. Hasta hatırlayamadığından ve hayat kalitesi düşmüş olduğundan ortaya çıkabilecek durumlardır. Diğer taraftan şunu düşünebiliriz: Alzheimer bir nörodejeneratif hastalıktır yani beyinde belli noktalarda nöronlar kayboluyor. Ve bu kayıplar ilerledikçe belirttiğim birçok semptom ortaya çıkabilir. Hareket de bozulabilir, parkinson benzeri belirtiler de ortaya çıkabilir. Bu nöron kaybının hangi bölgelerde olduğuna bağlı olarak, farklı semptomlar oluşabilir.

7-) Alzheimer hastasının yakınlarına düşen görevler nelerdir?

Alzheimer hastasının yakınlarına görev düşürmek, açıkçası çok ağır bir şeydir. Bir alzheimer hastasının yakını olmak çok zor bir durumdur. Yakınlarına görev düşürmek yerine, devlete veya vakıflara düşen görevleri hatırlamak lazımdır. Bu hastaların ev ortamında, aileyle beraber hayatlarını sürdürmeleri son derece zordur. Bir aile düşünün, anne-baba ve çocuklar. Hepsinin hayatı alzheimer hastasına göre ayarlanmak zorunda ve çok büyük bir bedeli var. Hasta ne torununu tanıyabiliyor, ne diğer yakınlarını tanıyabiliyor, tuvaletin yerini unutuyor, kimseye haber vermeden dışarı çıkıp kayboluyor. Alzheimer hastaların özel bakım merkezlerinde bakılması ve bu merkezlerin çoğaltılması hakkında konuşmamız gerekir. Tabi toplumumuzdaki yapıya biraz ters bir durumdur. Kimse annesini-babasını bir kliniğe yatırmak istemiyor ve bunun yanında maddi boyutta da insanlar zorluk çekebiliyor, böyle merkezlerin ücretleri yüksek. Ancak hastalar böyle merkezlerde daha iyi-düzenli bakılarak, daha sosyal olabiliyorlar.

 

Hocamıza bize ayırdığı vakit için teşekkür ediyoruz.

 

Mustafa MELİKOĞLU

 

İVEK © 2016   /   Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
0212 4106040 bilgi@ivek.org.tr

Merkez Mahallesi Esenler Cd. 5/1 Sk.
No: 10/110 Bağcılar/İSTANBUL