Prof. Dr. Bülent Gümüşel ile Röportaj

{{ '2013-07-29 20:15:38' | moment }}

Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı ve İVEK Akademik Kurul üyesi Prof. Dr. Bülent Gümüşel hocamız ile eczacılığın sorunları üzerine görüştük.

Akademik hayatınıza başlayışınızdan kısaca bahseder misiniz?

1988 yılında Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nden mezun oldum ve mezun olduktan sonra çok kısa bir süre TEB’in Bağ-Kur reçete kontrol biriminde çalıştım. Birkaç ay sonra Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalı’nda araştırma görevlisi kadrosu ilanı açıldı ve bu sınavı kazarak araştırma görevlisi olarak göreve başladım. Eczacılık Fakültesini kazandığım ilk günden beri akademisyen olmakla ilgili bir idealim vardı. Eczacılığın serbest eczacılıktan ibaret olmadığını o zamanlardan aile büyüklerimden biliyordum. Dolayısı ile bu yönde bir hedefim vardı, akademisyen eczacı olmak istiyordum.

 

Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi olarak klinik eczacılığa dair neler yapıyorsunuz?

Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi olarak bu yıl bir ilki gerçekleştirdik. Klinik Eczacılık Anabilim Dalı’nı kurmak için Üniversiteler Arası Kurul’dan kuruluş kararımızı oybirliği ile aldırdık. Klinik Eczacılık Anabilim Dalı, uzun yıllardır ülkemizde kan kaybeden mesleğimizin çok önemli yeni bir çıkış noktasıdır. Bunu başardığımız için Eczacılık eğitimin amiral gemisi olan Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi olarak ne kadar gururlansak azdır. Ancak şunu da söylemek isterim; Klinik Eczacılık Anabilim Dalı mutlaka farmakolojiden, biyokimyadan, toksikolojiden beslenecektir ancak apayrı bir daldır. Bu alan multidisipliner bir alandır. Klinik Eczacılık bünyesindeki kendi hocaları ile hem lisans hemde uzmanlık eğitimlerini organize edecektir. Bu bakımdan Fakültemiz şanslıdır; Yurt dışında uzmanlıklarını tamamlamış iki klinik eczacı hocamız bu anabilim dalını kuracak ve ülke eczacılığına yön vereceklerdir.

 

Eczacılık bünyesinde branşlaşmalar konusunda ne düşünüyorsunuz?

Yukarıda bahsettiğim gibi sadece lisans eğitimi ile değil eczacılığın uzmanlık alanlarını geliştirmek de klinik eczacılık bünyesinde gerçekleşecek olaylardır. Tıpkı Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık sınavı gibi Eczacılıkta da Uzmanlık sınavını artık hayata geçirmeliyiz. Bu bağlamda hastanelerin ihtiyacı olan Enfeksiyon eczacılığı, nutrisyonel eczacılık, onkoloji eczacılığı gibi alanlar klinik eczacılık anabilim dalı bünyesinde verilecek uzmanlıklar olmalıdır. Fakülte olarak planımız; eczacılık eğitimi sonrasında üç senelik bir klinik eczacılık eğitimi ardından bir sene daha yukarıda saydığım herhangi bir alandan uzmanlık yapılmasıdır. Bunun için gerek Meclis gerekse Sağlık Bakanlığı ile yakın çalışma halinde olduğumuzu bilmenizi isterim.

 

Geleceğin önemli bir alanı homeopati hakkında neler söylemek istersiniz?

Homeopati Türkiye’de gelişmekte olan ve gelişecek olan bir alandır. Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nde homeopati ile ilgili herhangi bir ders yok ancak çok güçlü Farmakognozi Anabilim Dalımız altında bunun temellerinin atılacağını düşünüyorum. Biz bu hususta eczacıların mutlaka uygun eğitimi almalarını ve bilinçli olmasını istiyoruz.

 

Yeni açılan eczacılık fakülteleri sizi endişelendiriyor mu?

Eczacılık Fakültelerinin sayısının hızla artmasını çok sağlıklı bulmuyorum. Eczacılık Fakültesi eğitimi bir işletme fakültesi eğitimi gibi düşünülemez, pratiğe yöneliktir, usta-çırak ilişkisine dayanır. Bunun yapıldığı yerler okul laboratuarlarıdır. Bu kadar ciddi bir eğitimin dershane mantığına indirgenmesi eczacılığı anlamamaktır. Türkiye’nin yeni Eczacılık Fakültelerine ihtiyacı yok, Türkiye’nin kaliteli eczacılık akademisyenlerine ihtiyacı vardır. Türkiye’nin ilaç sektöründe ciddi sayıda eczacıya ihtiyacı var. Ancak bunu da yapacak kişiler bu yeni kurulan fakültelerden yetişecek olanlar değil, köklü fakültelerden yetişecek olan eczacılardır. Buralarda çalışacak olan eczacıların iyi bir farmasötik teknoloji laboratuar eğitiminden geçmiş olmaları gerekir. Öğrencinin burada havandaki malzemeleri nasıl karıştıracağını iyi öğrenmesi lazım, ona bu işi iyi öğretecek işi bilen eğitimcilerden bunları alması lazımdır. Yeni kurulan üniversitelerin hangisinde bu imkân var? İyi fakültelerde eğitimlerini almış olan eczacılar hem akademisyenlikte hem de ilaç sektöründe yapacakları çalışmalarla eczacılığı ileriye taşıyacaklardır. Var olan fakültelerimiz de bu hususta yeterli olacaktır.

 

Eczacılar akademiye yönlenmeli mi?

Eczacılık eğitimi konusunda eczacı öğrencilerden akademiye yönelim olmazsa bunların yerini alan kimya ve biyoloji menşeli başka kimselerle bu eğitim devam edecek ve bu da meslekte bir yozlaşmaya yol açacaktır. Esasen biz bu filmi 1950-1960’lardaki özel eczacılık fakültelerinin açılması furyasında da gördük. Onların etkilerinin silineceği dönemde bu kadar fakültelerini açılmasını tasvip etmiyorum.

 

Peki, yeni açılan bu fakülteler için neler düşünülebilir?

Yeni fakülteler artık kurulduysa ilk yapılması gereken bu fakültelerin bir ilaç araştırma geliştirme merkezi haline dönüştürülmesidir. Eğer eczacılık fakültelerini geliştirme politikası varsa böyle bir oluşuma yönelinebilir. Zira bu bahsettiğim türde merkezlere de çok ihtiyacımız var. 21. yüzyılda hala bir ilaç molekülü bulamamış olmak oldukça üzücü bir durumdur. Aşı üretmemiz, biyoteknolojik ürünler üretmemiz ve biyobenzer ürünler üretmemiz ile ilgili alt yapıların kurulması lazımdır.

 

Akademiye olan ilgi azlığının sebebi sizce nedir?

Fakültelerde eğitimi hep serbest eczacılığa endeksli veriyoruz. Eczacı olursan şöyle yapacaksın, reçeteyi şöyle tarif edeceksin tarzında eğitiyoruz. 5 yıllık eğitimde akademik eczacılık, endüstri eczacılı, serbest eczacılık ve hastane eczacılığı gibi branşlaşmalar yaptık ama öğrencilerin çoğu yine serbest eczacılığa yönleniyor. Çıkarılan 6308 yasası ile eczanelere bir sınırlama koyulduğu halde öğrencileri serbest eczacılığa yönlendirmeye devam ediyoruz. Bizim artık öğrencileri akademik eczacılığa ya da hastane eczacılığına yönlendirmemiz gerekmektedir. Akademik eczacılığa yönlendirme yaparken pek çok kişi cebine girecek olan paraya bakıyor. Ben eczacıyım dolayısı ile aldığım para bana yeterli olmuyor diyorlar. Genel anlamda her fakültede akademik alanı cezp edecek tedbirlerin alınması gerekmektedir. Fakülte açıp akademisyenliği çekici kılmıyorsanız orada kaliteli eğitim verebilecek kimse kalmayacaktır.

 

İlaç sanayisinin eczacılar tarafından tercih edilmemesinde de maddi kaygılar var mı?

Eczacılar maddi yetersizlikten dolayı aynı şekilde ilaç sanayisini de tercih etmiyor. İlaç endüstrisinde çalışma yanı sıra eczacılarımız kendi ilaçlarını üretecek konsorsiyumları da birlikte kurmalarına gerek olduğunu düşünüyorum. Sadece ilaç değil tıbbi cihaz gibi ürünlerde de eczacılar birlikte üretime girmelidirler. Çünkü bunlara dair eğitimleri de eczacılık fakültelerinde vermekteyiz.

İVEK / ÖZEL HABER

İVEK © 2016   /   Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
0212 4106040 bilgi@ivek.org.tr

Merkez Mahallesi Esenler Cd. 5/1 Sk.
No: 10/110 Bağcılar/İSTANBUL